“Hafızasını kaybeden bu gençleri biz mahvettik.” Cemil Meriç
Merhum Cemil Meriç, bu toprakların vicdan ve irfan bekçisiydi. Halen de bekçiliğini sürdürmektedir.
“Hafızasını kaybeden bu gençleri biz mahvettik” derken, elbet sürekli sorguladığı sistemi ve sistemin bekçilerine karşı, vicdan ve irfan sahiplerinin mukavemet gösteremediğini anlatmaktadır.
***
Babalar evlatlarını kolay kolay anlatamazlar. Hatta anlatmak isteseler de kendilerine sır olarak sakladıkları güzellikleri paylaşmazlar, paylaşmak istemezler.
Babaların manevi dünyasında çocuklarının hep özel bir yerleri vardır. Velev ki, baba oğul yahut baba kız olsun, babalar için evlatlar asla büyümez ve korunmaları gerekir.
Evlatlar da babalarını veya annelerini anlatmakta, yazmakta zorlanırlar. Evlatlar için de anne ve babaların kendilerine sakladıkları özel dünyaları vardır.
Yalnız Ümit Meriç bu zorlukları aşmış ve babası Cemil Meriç’in “görmeden” anlattıklarını “görünür” hale getirerek, Cemil Meriç’in fikir ve düşünce atlasındaki hayatının bilinmeyen detaylarını paylaşmış.
“Babam Cemil Meriç”, üstadın kitaplarının bir harmanı olmuş. Eserin “başlarken” ve “bitirirken” kısmında dile gelenler, kitabın “vicdan ve irfan”bahçesi olduğunu anlatmakta.
İlk satırlardan:
“Medeniyet beşiği Antakya’da emperyal iştihaların bir dünya devletinden kopardığı toprak parçasında irfanla kültür arasında gel-gitler yaşayan…
İstanbul’da bir ulus devletin yoğrulma çabalarından doğan sancıları o devrin zekâ elitiyle paylaşan.
Öğretmenlik yaptığı yıllarda asırların harman yeri Anadolu ile tanışan.. Bir gecede ‘kitapları tuğlalaşan’ ve fakat yaşadığı karanlık yılları, ışık dolu harflerle satır satır eserlerine işleyen
Kendisi için kurduğu zengin düşünce dünyasını, çevresindeki herkesle ve gelecek kuşaklarla paylaşmak isteyen bir insandır Cemil Meriç”.
***
Eserde Cemil Meriç’in dizinin dibinden, elinin ve dilinin edebinden geçmiş pek çok isim ve hatıralar var. Kızı Ümit Meriç bu kısmı da şöyle anlatıyor:
“Bin yıllık Türk irfanının, nisyana mahkûm edilmiş kelime ve mefhumlarını, yüzlerce musiki aletinden oluşan bir orkestranın şefi gibi rengârenk ve renk ahenk bir üslupla cümlelere döken ve okurunu asırlar öncesinden asırlar sonrasına taşıyacak olan yeni bir irfanla tanıştırmak isteyen Cemil Meriç”.
Kitabın son sayfaları, “bitirirken” başlığını taşıyor demiştik. Sadece bu kısım bile Cemil Meriç’i tanımak için yeterli desem abartmış olmam.
Hatta bana ikisi de Siirt Tillo’da medfun Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin hocası İsmail Fakirullah Hz.lerinin şu sözünü hatırlattı.
“Anlarsa uzağım yakınımdır, anlamazsa yakınım uzağımdır”.
***
Sözü üstada bırakalım:
“Bir devrin şuuru olmak; bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini sıyırmak, kalabalığa doğru yolu göstermektir”.
Hüseyin Öztürk / Yeni Akit

